Joomla Files yigini2.net
Header Pic   Header Pic
Header Pic  PfeilANA SAYFA arrow FOTOĞRAF DERSLERİ arrow [DERS 9]: FOTOĞRAFA GİTMEK Header Pic
Header Pic
Main Menu
ANA SAYFA
FOTOĞRAF DERSLERİ
HABERLER
AYIN KONUĞU
FORUM
E-DEVLET
HABER GÖNDERİN
KARAYOLLARI
MotoSPOR LİNKLERİ
KAYIT
HESABINIZ
ARAMA
SON DEPREMLER
ÖZEL MESAJLAR
KÖŞE YAZILARI
İSTANBUL TRAFİK
OYUNLAR
ALIŞVERİŞ
AYIN KONUĞU
MotoSPOR 2007 Takvimi
İLETİŞİM
Hava Durumu
Dünya Saatleri
Sponsorlarımız

Sitemizin Sponsorları

 

Foruma Giriş

[DERS 9]: FOTOĞRAFA GİTMEK Yazdır E-posta
Şu an’a kadar olan derslerimizde, fotoğraf çekimi ile ilgili temel ekipmanların üzerinde durmaya çalıştık. Bir dersimizde; enstantane ve diyaframı , aralarındaki ilişkiyi irdelemeye çalıştık. Bir dersimizde Pozlamayı uzun uzun konuştuk ve poz müdahalelerinden bahsettik.

Artık yavaş yavaş, fotoğraf çekmek eylemi üzerinde vakit harcamanın zamanıdır diye düşünüyorum. Bir süre bu önemli eylemi paylaşalım ondan sonra da işin “okuma” kısmına, yanı çekilmiş fotoğaflar hakkında “ahkam kesme” bölümüne geçeceğiz..
Fotoğraf çekme eylemi, bu serüvende en önemli aşamalardan biridir. Elbette gerekli ekipmanı satın alma, onları nasıl kullanmak gerektiğini bilme, neyi ne zaman kullanacağının farkında olma önemlidir, ama “fotoğraf gitmek” işin aslında özünü temsil eder.

Bu derste biraz “fotoğrafa gitme” üzerinde sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.. Peşinde olunan fotoğrafın niteliğine göre, fotoğrafa gitme eylemi farklılık gösterebilir. Gelin birkaç ana başlık altında farklı fotoğraf serüvenlerini paylaşmaya çalışalım:


1) Doğa Fotoğrafı: İFSAK etkinlikleri içinde açılan en önemli seminerlerden biri olan DOĞA KÜLTÜRÜ VE FOTOĞRAFI semineri, aslında bu ana başlığı en ince detayına kadar inceleyen bir programla yüklü. Doğa fotoğrafına gönül veren veya vermek isteyen tüm dostlara yürekten tavsiyem böylesi önemli (ve eşi bulunmayan, başka bir yerde açılmayan) bir atölyeyi kesinlikle kaçırmamalarıdır. Hem konunun Türkiye’deki önemli isimlerinden ders alacak , hem de düzenlenecek gezilerle, pratikte de doğa gezilerine nasıl gidilir anlayacaksınız.

Kısaca burada bazı önemli temellerin üzerinde duralım. Birinci önemli unsur mevsimdir doğa fotoğrafında. Hangi mevsimde ne fotoğrafı çekileceği, öncelikle iyi araştırılmalıdır. Eğer bazı yabani çiçek fotoğraflarının peşindeysek, hangi mevsimde , hangi ayda, hangi irtifada bulunduklarına dair bilgi edinmemiz gerekir. Tabi doğa fotorğafı genelde yanında çadırcılığı ve kampçılığı da getirir. Eğer doğayı fotorğaflamak istiyorsanız onun içinde olmalı, sabahın karanlığında çadırınızda uyanmalı, güneş daha ilk ışıklarını göstermeden hazırlanmalı ve çekim yapılacak mekana gitmelisiniz.

Mesela Kelebek fotoğrafı peşindesiniz. Günün ışıkları yükselince, kelebekler güneş ışıklarından enerji aldıkları için öyle hızlı hareket ederler ki, onları fotoğraflayabilmeniz olası olmaz. Oysa, sabah güneş doğmadan çalılıkların arasında dolaşırsanız, kuytularda uyuyan , kanatları üzerine çiğ yağmış kelebekleri bulabilirseniz, güneşin doğumuyla onlar daha kanatlarını kurutup uçmaya başlamadan onları ilk yumuşak güneş ışıklarıyla fotoğraflayabilirsiniz.. Bu da doğanın içinde yaşarsanız olur. Otelde yatayım, sabah kalkıp bir de açık büfe kahvaltı yapayım, hadi bir de sabah kahvesi içeyim türü “ekabir” istekleriniz varsa, kusura bakmayın, doğa size cömert davranmaz. Siz otelden çıkıp mekana gelene kadar ışık sertleşir, fotoğraf biter..




Bir başka önemi unsur gerekli ekipmanın yanınızda olmasıdır. Eğer doğaya gidecekseniz, macro lensiniz olmalı. Kesinlikle polarize filtreniz, 81 A ve hatta 81 B filtreniz, ND filtreniz, Extension tube leriniz, kablo deklanşörünüz, reflektörünüz ve en önemlisi sağlam ve ayakları bağımsız haraket edebilen bir tripodunuz olmalı.. Yaşam ve kültür fotoğrafı , hatta sokak fotoğafı için yeri geldiğinde olmasa da olur diyebileceğimiz bazı ekipmanlar, doğa fotoğafında kesinlikle bulunmalıdır. Doğa şartları çetindir, sizin bu çetin, haraketli , kompleks şartlarda kareyi dondurup teknık olarak fotoğraf halıne getirebilmeniz için elinizde yeterli ekipmanın bulunması şarttır..
Bir başka önemli unsur bence “sağlam “ bir arkadaştır. Doğaya yalnız çıkmak tehlikeli olabilir. Ayağınız kayar, yuvarlanırsınız, başınıza her türlü aksılık gelebillir. Doğa fotoğrafına bu nedenle en az 2 veya 3 kişi gitmek (sayı çok da olmamalı) pek çok riski minimize etmenize neden olur. Hele yanınızda Barış Şimşek gibi doğayı tanıyan, pusula kullanabilen, önemli anlarda doğru karar verebilen iyi bir doğa fotoğrafçısı varsa, sorun baştan çözülmüş demektir.

Demek ki baştan tekrar edersek, mevsim önemli, ekipman önemli ve partner önemli. Bunların ötesinde sizin ekipmanınıza hakimiyetiniz, fotoğrafı görebilme kabiliyetiniz, fotoğrafa yaklaşabilme beceriniz ve sabrınız üreteceğiniz fotoğraflara direkt olarak yansır.


2) Yaşam Fotoğrafı: İkinci önemli katagoride yaşam fotoğrafını konuşalım biraz. Fotoğrafın içinde insan olunca, insana dair her türlü yansıma olunca, fotoğrafın kendisi de özünden değişiyor sanırım. İnsana dair fotorğafta ekipman birden sanki ikinci plana düşüyor ve , sizin o insan veya insanlarla kurduğunuz iletişim öne çıkıyor. Şunu bence unutmamalıyız, eğer insanı çekeceksek (onun portresi olabilir veya yaşamından bir kesit olabilir) , ona yakın olmalıyız. Onunla iletişime geçmeliyiz, konuşmalıyız, gerekirse hayat hikayesini dinlemeliyiz..Uzaktan “tele” ile kimsenin hayatını tam anlamıyla yansıtamazsınız . Belki bir ya da iki kare şans eseri yakalarsınız ama, inanın o insanla kurulan iletişimin ardından gelecek karelerle boy ölçüşemez “kaçak göçek kotarılan” kareler..


Çok uzatmadan , izin verirseniz, daha evvel gönderdiğim : “DENEMELER 3 AN’IN BÜYÜSÜ – CAN BABA’YA SEVGİLERLE” Yazımda bulunan Nalbant Kemal Amca’nın fotoğafı üzerine birkaç satır yazmak istiyorum. Büyükada’ya , “fayton fotoğrafı (panning) “ için gitmiştik. Sevgili Barış, Tuncer hocam, Arzu ve ben. 4 Arkadaş 2005 yılının mart ayında, soğuk ve kapalı bir havada (bir sene olmuş..) bir Pazar sabahı ilk vapurla indik Büyükada’ya. Bir süre iskelenin karşısındaki bir kahve de oturduk, ve ışığın biraz olsun güç kazanmasını bekledik. Ardından faytonların hep beraber bulundukları meydana gidip, bir binanın tepesine çıktık ve farklı bir açıdan fayton meydanını fotoğraflamaya çalıştık. Bu arada aşağıda gördüm Kemal Amca yı.. Bembeyaz sakalları, üzerindeki eski (muhteşem dokusu olan) deri montu , ve yüzündeki o Can Yücel bakışıyla vurdu beni.. Arkadaşlar Aya Yorgi tepesine doğru yürüyüşe geçtiler, onlara “ben gelmiyorum sizinle” dedim, benim fotoğrafım burada..

Orada kaldım, ve yaklaşık 4 saatimi Kemal amca ile sohbet etmek, onu tanımak , onunla iletişim kurmak için kullandım. 5. saate Kemal Amca ile “kanka” olmuştuk. Ama o saate kadar fotoğraf çantamdam makınemi çıkartmamıştım bile.. İşte o saatten sonra, ondan izin aldım, ve faytonların önünde, bir elinde şarap bardağı, öbür elinde sigarası ile Kemal amcayı çalışmaya başladım..3 makara çektim, inanın 3 veya 4 karede istediğim Can Yücel bakışı vardı..




Kısaca toparlamak gerekirse, iyi fotoğraf sabır ister, emek ister, karşısındakine değer vermeyi gerektirir.. Deklanşöre basmak değildir fotoğraf çekmek. Kafanızda canlanmalı önce fotoğraf. Birisini, birşeyi, bir olayı bir tarihi eseri gördüğünüzde, olanı çekmek yerine sizin istediğiniz biçimde çekmek önemlidir. Bu da doğru ışığı beklemeyi, doğru açıyı keşfetmeyi, doğru an’ı hissetmeyi gerektirir. Tabi en önemlisi bilgiyi. Bu yüzden Ara Usta iyi bir fotorafçı çok okumalı diyor. Tarihi bilmeyi, önemli sanat eserlerini tanımayı, önemli kültürler hakkında fikir sahibi olmayı önemsiyor. Nasıl doğa fotoğrafına giderken dağ çiğdemini, siklemeni, kardeleni bimeniz, bu çiçekleri iyi tanımanız gerekiyorsa, insan-kültür-yaşam fotoğrafına da giderken o yöreyi tanımalı, adetleri bilmeyi, ve en önemlisi o insanlarla doğru iletişim kurabilmelisiniz..

Çünkü fotoğraf yakındadır. Robert Capa ‘nın dediği gibi, “eğer iyi fotoğraf çekemiyorsanız, yeterince yakında değilsiniz demektir.”

Yakınlaşma da iletişimle olur, hoş sohbetle, karşındakine değer vererek.

3) An fotoğrafı: An fotoğrafı bir “büyü” dür. Zamanın bizim karşımıza çıkarttığı bir sihirdir an fotoğrafı. Ama şunu unutmayın “birdenbire” olmaz Orhan Veli’ye inat. Geldiğini size muştular, haber verir. Sizin eğer algılarınız açıksa, siz o anı önceden görür, ekipmanınızı ayarlar, gerekli açıya geçer ve olması gereken anda deklanşöre basarsınız. Yalnız şunu unutmayın ki, o an “biricik” olmalıdır. Bir saniye sonra veya önce olmayan bir sihir saklı olmalıdır sizin deklanşöre bastığınız anda.






An fotoğrafı “şaka”dır. Hem güldürür , hem ağlatır.. An fotoğrafı zamanı dondurmak, sihirli o “An’ı ölümsüzleştirmektir.. İfadenin çığlığını katılaştırmaktır 2 boyutlu düzlemde 3 boyutlu olarak..



Umarım sizleri sıkmadım, umarım “ahkam kesiyorsun “ diye düşünmediniz içinizden. Ben hep bunları yaşadım ve biliyorum ki zihinlerinde “yarattıkları” fotoğrafları çekmeye gidenler bunları yaşıyorlar.

Şu ana kadar anlattığım “teknık” derslerden sıkılanlara biraz fooğraf pratiğe dair bilgi verebildiysem ne mutlu bana..

İlerleyen derslerimizde daha özel konulara da gireriz beraber, mimari fotoğraf gibi, portre fotoğrafı gibi, az ışık fotoğafı gibi..

Saygılarımla

 

Son Güncelleme ( Monday, 02 April 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
Header Pic
left unten
 
right unten

yigini & 200eXTReMe Tracker