Uzun pozlamayla; yani mekanik makinelerin “B” konumunu,ya da elektronik makinelerin “Bulb” modunu kullanarak, yıldızların dansını görüntülemek ve bu yolla oldukta ilginç fotoğraflar üretmek aslında çok da zor değil. Hele böyle bir fotoğrafı çekmek için yıldızlar altında geçirilecek bir gecenin huzurunu düşünürseniz aslında oldukça keyif verici bir durum.
Bu türden fotoğrafları üretebilmek için, “olmazsa fotoğraf olmaz” dedirtecek kadar önemli bazı donanımlara ihtiyacımız olacak. Şimdi beraberce bu donanımları inceleyelim;
Tripot: Böyle bir fotoğrafın üretilmesinde ilk aklımıza gelecek olan parametre uzun pozlamadır. Gecenin uzunluğuna göre pozlama süresi zaman zaman 5 – 6 saat civarlarında olacağı için fotoğraf makinemizin kesinlikle sabitlenmesi gerekir. Bu uzun pozlama esnasında kadrajımızdaki mili metrik bir kayma yıldız çizgi izlerinin üst üste çakışması anlamına geleceğinden, makinemizi masa, sandalye benzeri bir cismin üzerinde sabitleme riskini göze alamayız. Bu nedenle fotoğraf makinemiz, istediğimiz kadrajı bu denli uzun bir süre hiç hareketsiz olarak kayıt edebilecek durumda, sağlam ve dengeli bir tripot üzerinde sabitlenmelidir. Eğer makinemiz bir şekilde hareket ederse örnek fotoğraf 1’deki gibi bir görüntü elde ederiz.

Kablo Deklanşör: Bu kadar uzun pozlamanın bizi mecbur bıraktığı bir başka gereklilik ise fotoğraf makinemize bağlı bir kablo deklanşörün olması gerekliliğidir. Gece boyunca 5 hatta 6 saat süreyle parmağımızla deklanşöre basabilme imkanımız olmadığından, olsa bile makinenin konumunda mili metrik değişikliklere neden olacağımızdan kablo deklanşörü mutlaka kullanmalıyız.
Pusula: Bu tür bir yıldız çekiminde önemli olan bir diğer unsur da Kuzey Yıldızı’nın yerinin gökyüzünde belirlenmesidir. Kadrajımızı bu yıldızın sabit kalacağını ve diğer yıldızların onun etrafında döneceğini düşünerek yapacaksak eğer, Kuzey Yıldızı’nın yerini belirlemek birden bire fotoğrafı doğru çekebilmek kadar önem kazanır. Bu konuda astroloji bilgimize güvenmiyorsak, pusula bize kesin çözümü verecektir. Karanlık ve detaysız bir siluet olarak kalacak olan karşı yamacı aydınlatabilmek için kamp ateşimizi örnek fotoğrafımızda olduğu gibi kullanabiliriz.
Uzun pozlama yapılan gece çekimlerinde kablo deklanşörlerin kilit ayarı olması çok işimize yarar. Kadrajınızı yapıp, kablo deklanşöre basacak ve kilitleyeceksiniz. Fotoğrafınızı kaç saat pozlamak istiyorsanız bu süre geçtikten sonra makinenizin yanına gelerek kablo deklanşörün kilidini kapatacak ve pozlamayı sonlandıracaksınız (eğer zaman ayarlı bir kablo deklanşörünüz yoksa).
Bu tür uzun yıldız çekimlerinde olmazsa olmaz birkaç durum söz konusudur. Kısaca sıralamak gerekirse ilk olarak ; ışık kirliliğine maruz kalmayan bir gökyüzü başlangıç noktamız olmalıdır. Astronomların en büyük derdi olan, gözlem evlerini yerleşim merkezlerinin onlarca kilometre dışına kurmalarına neden olan ışık kirliliği bizim de en büyük sorunumuzdur. İstanbul’da ya da herhangi bir şehirde, ilçede, köyde bu türden fotoğraflar çekmemiz neredeyse imkânsız. Bize şehir ışıklarından etkilenmeyen bir gökyüzü gerekli. Örneğin Serindere’de bu türden başarılı bir fotoğraf üretmeniz gerçekten çok zor, Kocaeli kenti ve civarındaki fabrikalar kilometrelerce uzakta olmasına rağmen gökyüzünde öyle bir aydınlanmaya neden oluyor ki makinemiz pek çok fersiz yıldızı fark edememekte, gökyüzü de yapay, ilginç bir aydınlığa bürünmekte.
Bir diğer mecburiyetimiz aysız bir gece, eğer gökyüzünde ay varsa, hatta gece boyunca bizim kadrajımızdan geçerek parabol yapıp ilerleyecekse o fotoğrafı elde etmemiz imkansızdır. Ay olacaksa bile çok hafif bir hilal şeklinde olmalı. Zira bu durumda bile örnek fotoğrafımızdaki gibi gündüz çekilmiş gece fotoğrafı izlenimi veren bir görüntü elde etmiş oluruz. Ay’ın yansıttığı ışık uzun saatler boyunca pozlama yapıldığında ortamı gündüzmüş gibi aydınlatmaktadır. Bir diğer olmazsa olmaz ise tabi ki bulutsuz bir gökyüzü. Hava parçalı bulutlu bile olsa, gökyüzü bulutlu ise elde edilecek fotoğraf örnekteki gibi olacaktır.
Bir diğer olmazsa olmaz elbetteki bulutsuz bir gece.
Havanın parçalı bulutlu, hatta çok seyrek ve uzak dağılmış bulutlu olması dahi örnek fotoğrafımızdaki gibi yıldızlardan çok geçip giden bulutlarını fotoğrafını çekmemize neden olacaktır. Bulut kümesi ince dahi olsa yıldızların fersiz ışığı onları aşarak filmi pozlamaya yetmeyecektir.
Pusula kısmında değindiğimiz en önemli püf noktalarından biri de Kuzey Yıldızı’ nın kadrajın doğru yerinde kullanılmasıdır. Yıldızlar gökyüzünde Kuzey Yıldızı’nın etrafında dairesel bir hareket yaparak ilerlemekteler. Eğer Kuzey Yıldız’ı kadrajımızın içinde değilse bu dairesel hareketi kaydetmemiz mümkün olmaz ve kadrajımız örnek fotoğrafımızda olduğu gibi sadece yatay hareket eden ışık çizgilerinden oluşur. Bu nedenle Kuzey Yıldızı’nın gökyüzündeki yerini tam olarak belirlememizi sağlayacak olan pusulamız burada hayat kurtaran bir araç haline gelir.
Bu tür gece fotoğraflarının çekimlerinde mümkün olan en açık diyafram değerini kullanmalısınız. Eğer optik kalite kaygılarıyla f: 8 gibi değerler denerseniz Kuzey Yıldızı ve çok parlak birkaç yıldız dışında hiçbir şeyin kaydedilemediğini göreceksiniz. f: 2,8 / 3,5 arasındaki değerler 100 ASA duyarlılığındaki filmlerde oldukça başarılı sonuçlar verir. Film olarak ise100 ve 400 ASA arası ve üretici firmaların “Profesyonel” sınıflandırmasına soktukları dia pozitif filmler kullanılmalı. Tüm filmler dakikaları hatta saatleri bulan pozlama sürelerinde renk sapması yaparlar. Üretici firmaların katalog değerleri incelenerek renk sapması yapmadan en uzun süre pozlama imkanı veren filmler tercih edilmelidir. Ancak uzun pozlamaya en uygun profesyonel bir film seçilse bile sonuçta renkte oluşacak sapmalar peşinen kabul edilmelidir, çünkü 6 – 8 saat pozlanıp renk sapması yapmayacak bir film üreticiler tarafından maalesef üretilememektedir. Tabi ki siyah / beyaz dia pozitif ya da negatif tüm filmler bu tanımın dışındadırlar, ancak onların kullanılması halinde de pozlamayla ilgili sorunlarla karşılaşılmaktadır.
Kullanacağımız objektifin odak uzaklığını elbetteki kadrajımız belirler ama
Gökyüzü yıldız hareketleri tarafından çok cazip bir hale geldi, peki ay’ın olmadığı bir gecede aşağıdaki siluetlerle neler yapabiliriz? Bu sorunu aşmak için kadrajınızı gündüz belirlemeli, karanlığa yalnızca deklanşöre basma işini bırakmalısınız. Yeryüzündeki tüm konular siluet olarak elde edileceğinden konuların birbirini kesmemesine, formlarının belirgin ve anlaşılır olmasına, leke dağılımının dengeli ve etkili olmasına dikkat etmelisiniz. Bu koşullar yerine getirilemiyorsa çok daha az siluet ve çok daha fazla gökyüzünden oluşan kadrajları tercih edebilirisiniz.
Yeryüzündeki konuların ışıkla boyanması; örnek fotoğrafımızda gördüğünüz gibi bazen aşağıda duran bir modeli, kayaları, ağaçları, arkeolojik bir kalıntıyı vs. flaşımızla veya bir fener yardımıyla ışıkla boyayarak ortaya çıkarabilir, detay alınmasını sağlayabiliriz. Bunu başarmak için ışıkla boyama becerilerimizi geliştirmemiz gerekli. Bazen de örnek fotoğrafımızda olduğu gibi karşı yamacı boyamak için kamp ateşimizi kullanabiliriz.
Pozlamaya hangi saatte başlarsanız nasıl bir gökyüzü rengi elde edersiniz? Sonuçta elde edilecek tam siyah bir gökyüzü pek de keyifli olmayabilir. Bu yüzden parliament mavisi tanımıyla anılan lacivert bir gökyüzünü fon yapmak fotoğrafınızın çok daha etkili sonuçlar vermesine katkıda bulunur. Fakat bu noktada hangi tonda parliament mavisi? şeklinde bir soru aklımıza takılabilir. Gözümüzün parliament mavisini hissetmeye başladığı anlar aslında bu ışığa dakikalarca maruz kalacak olan film için oldukça aydınlık dakikalardır. Eğer bu maviyi kaydedebilmek adına pozlamamıza gereğinden erken başlarsak , fazla ışık filmin gökyüzünü fazla aydınlık elde etmesine neden olur ki bu da sonuçta yıldız izlerimizin etkisini azaltır. Bu noktada pozlamaya başlamak için doğru başlangıç zamanı güneş tam alarak battıktan en erken 45 dakika sonradır. Bu doğru anda pozlamamızı başlatmak için deklanşöre basarsak, lacivert bir gökyüzü elde edebiliriz.
Uçakların kadraja girmesi; bu tür uzun pozlamalı yıldız fotoğraflarında bir başka önemli sorunu oluşturur. Hava trafiğinin çok yoğun olduğu bölgelerde, bu sorun daha fazla karşımıza çıkar. Örneğin Bodruma









